10 Ağustos 2013 Cumartesi

Yusuf Ziya Paşa Köşkü "Perili Köşk"






Özgün ve ihtişamlı mimarisiyle İstanbul kültür mirasının önde gelen örneklerinden, Rumelihisarı'nın en önemli ve tarihi binalarından biridir Yusuf Ziya Paşa Köşkü. Ya da başka bir deyişle, Perili Köşk. Tarihi serüveni içerisinde emsali görülmemiş bir aşka ve hazin bir akıbete sahne olan bu efsanevi köşkün yapımı da bir o kadar efsanevi ve etkileyicidir.

Dönemin Mısır Hidivi Abbas Hilmi Paşa’nın Başyaveri olarak görev yapan Yusuf Ziya Paşa, kendisi ve çok sevdiği eşi için İstanbul Boğazı’na bir köşk yaptırmaya karar verdiğinde çok zengindir. Daha önce bir evlilik yapmış olmasına rağmen adeta peri güzelliğinde bir kadına aşık olmuş ve onunla geçireceği mesut günlerin hayalini kurmaktadır.

Bu köşk için Rumelihisarı’nı seçmiş ve köşkün yapımına başlanmıştır. Daha önce İstanbul Boğazı’nda emsali görülmemiş bir mimariye sahip olan köşkün katları fazla olduğunda dönemin padişahı Sultan II. Abdülhamid’in engeline takılır. Çünkü Abdülhamid Han İstanbul Boğazı’nda minareden daha yüksek bir yapı görmek istemiyorum diye irade buyurmuştur. Bir müddet sonra Yusuf Ziya Paşa bazı katlarından feragat eder ve yalnızca şimdilerde bizlerin çatı katı dediğimiz, Osmanlı’da ise Cihannüma ismi verilen tek gözlü bir oda yapmaya karar verir.

Marsilya tuğlasından yapılan ve tuğlaları Fransa’dan özel olarak getirilen bu Cihannüma katı yapılırken Birinci Dünya Savaşı patlak verir ve bina yapımında çalışan işçilerin tamamı savaşa gönderilir. Esasında tüccar olan Yusuf Ziya Paşa’nın gemileri ardı ardına yükleri ile batar ve Yusuf Ziya Paşa iflas eder. Vaziyet bu haldeyken binanın yapımı durur ve yapımına maddi nedenlerden dolayı devam edilemez.

Yusuf Ziya Paşa, işlerini biraz toparladıktan ve para biriktirdikten sonra köşkün yapımına devam etmek ister ancak yalnızca Cihannüma bölümünü yaptırmaya gücü yetmektedir. Alt katlarının sadece tuğlası ve dışı tamamlanır, Cihannüma bölümünün yapımına devam edilir. Bunun sebebi de çok sevdiği eşi ile yalnız kalabilmek, birlikte boğazı seyredebilmek isteğidir. Çünkü bu köşkü peri kadar güzel olan eşi ile mutlu günler yaşamak için yaptırmaya karar vermiştir.
Köşkün Cihannüma bölümü tamamlandığı sırada Yusuf Ziya Paşa tekrar iflas eder ve tüm mal varlığı elinden gider. Felaketler birbirini kovalarken o çok sevdiği eşi de parasız kalan paşayı terk eder. Para yoksa eğer aşkta yoktur ve Perili Köşk’teki mutlu günler hayal olmuştur. Yusuf Ziya Paşa bu durumdan sonra kırılır ve köşkün yapımını durdurur. Çünkü artık burası onun için önemini yitirmiştir.

Eşinin kendisini terk etmesinden sonra fazla yaşamayan Yusuf Ziya Paşa 1926 yılında hayatını burada, Cihannüma bölümünde kaybeder. Ölmeden önce ise bir vasiyeti vardır. Der ki;
Ben öldükten sonra köşkümün Cihannüma kısmındaki taşları sökün ve Mısır’a getirip kabrimi onlarla tamamlayın. Benim mezarım orada Nil Nehri’nin kenarında olacak.
Hayatı boyunca en mesut günlerini İstanbul Boğazı’nda ki köşkünün Cihannüma bölümünde yaşayan Yusuf Ziya Paşa, şimdilerde Nil Nehri’nin kenarında mutlu günlerine tanıklık eden yapının içerisinde yatmaktadır.


ŞİMDİLERDE PERİLİ KÖŞK

Yusuf Ziya Paşa’nın 1926 yılında ölümünün ardından köşk, ailesi ve ikinci eşinin ilk evliliğinden olan üç kızına kaldı. Aile 1993 yılına kadar köşkte oturdu. Birinci katında ise kiracılar yaşadı. Yarım kalan inşaat nedeniyle tamamlanamayan ve boş kalan ikinci ve üçüncü katlardan gelen piyano sesi ve inşaatında çalışan işçilerin aynada kadın silületi görmeleri nedeniyle bina çevrede “Perili Köşk” diye anılmaya başlandı.

Köşk 1993 yılında aile tarafından Gümüşhaneli bir müteahhite satıldı.

Satış işleminden sonra yapının yenileme ve uygulama işleri, 1995-200 yılları arasında Türk mimar Hakan Kıran tarafından gerçekleştirildi. Cephenin taş ve tuğla kaplaması aslına sadık kalınarak tamamlandı. Köşkün dış görüntüsü aslına uygun korunurken, iç mekânlar modern bir şirket niteliğinde yenilendi. Şimdilerde dışarıdan bakıldığında orijinal bir görüntü vermekte ise de iç mekân olarak aslından hiçbir emare bulunmayan bir haldedir.

Toplamda 10 katlı olan yapı, bir yanda Karadeniz, diğer yanda ise Marmara Denizi açılımını görmektedir.

2007 yılından 2030 yılına kadar kiralanan yapı, bir holdingin ana binası olarak kullanılmaktadır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder